CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Maltepe'de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’na Özgürlük Mitingi'nde açıklamalarda bulundu.
Özel'in konuşmasından bazı satır başları şöyle:
"CHP 31 Mart’ta 47 yıl sonra ilk kez Türkiye’nin birinci partisi oldu. İmamoğlu, Beylikdüzü’nde bir kez, İstanbul’da ise tam üç kez Erdoğan’ı ve karşısına çıkardığı adayları yendi. Yerel seçimlerden sonra biz bu süreci bir kibir olarak değil görev olarak gördük.
Türkiye’de Cumhuriyet’i kuran anlayışın yeniden demokrasiyi inşa etmesi, yoksulluğunu bitirmesi, eşitsizliği ortadan kaldırması için hepimizin ortak bir görevi var; belediyelerde çok çalışacağız dedik ve bu başarıyı bize oy vermiş olanların, bizi destekleyen bütün demokratların güvenini hak etmeye karar verdik.
İktidarın eksik bıraktıklarını CHP’li belediyeler yaptı. Biz milletten aldığımız yetkiyi kimseyle didişmeden seçmenlerle ilişki kurduk. CHP’nin, İmamoğlu’nun halkçı belediyeciliği, yüzde 48’lik memnuniyet oranından yüzde 58’lere çıktı. Ekrem İmamoğlu, Recep Tayyip Erdoğan karşısında aday olduğu taktirde şüphesiz açık farkla kazanacak isim olarak ortaya çıktı.
Bu süreç sonunda CHP’li belediyeleri madden, manen ve hukuken silkileme yarışına getirdiler. Yaptığımız yardımları engellemek, çocuğun beslenme çantalarına saldırmak, kent lokantaları, yurtları kapatmak niyetine girdiklerini gördükçe teslim olmadık ve dedik ki; eğer bu vakitten sonra emekliye, öğrenciye, dar gelirliye bunu yapıyorsan geçim yoksa bundan sonra seçim var dedik. Erken seçimin adayı da erken belirlenir dedik.
Ön seçimi yaptığımız gün Ekrem Başkan’ın diploması için yasak getirilmeye çalışıldı. Ve o günden itibaren süreci o kadar çok hızlandırdılar ki diplomayı iptal etmek istemeyen fakültenin dekanını görevden alıp iptal etmeyeceklerini anladıkları yönetimin yerine üniversite yönetimini toplayıp şafak vaktinde Ekrem Başkanımızın evine kırk tane polis aracıyla gidip onu İstanbul’un seçilmişini gözaltına alıp dört gün tuttular işte orada tarihin kırılma noktasındaydık.
Öyle bir yerdeydik ki ya bu korku iklimine teslim olacaktık ya onların hesabı tutacaktı ya bekledikleri gibi öğrenciler, gazeteciler, sanatçılar, siyasetçiler sinip evde oturacaklardı ya da dünyanın en acımasız ve en korkak saldırısına karşı cesaret kazanacaklardı. İstanbul Üniversitesi önüne çekilen barikatı yıktı attı ve ilk yola onlar çıktı. İstanbul Üniversitesi’nin öncü sesine ODTÜ’nün devrimci sesi ve tüm üniversiteler eklendi.
Tayyip Erdoğan’ın saray darbesinin karşısında direnmek için sizleri yürüyerek Saraçhane’ye yani İstanbul’un Ekrem Başkana emanet ettiği sembol mekana davet ettik. Önlerine çekilen barikatı kimseye zarar vermeden yıkıp geçerek on binler, Türkiye’nin geleceğine, geleceğin Cumhurbaşkanına, iktidarımıza sahip çıktılar.
Bu süreçte biz daha da kalabalık oldukça Türkiye’nin 81 ili eklenince ve artık her gece on binler demokrasiye sahip çıkınca hesap yapanlar, İstanbul Barosu’na kayyum atayıp, CHP’ye İBB’ye kayyum atayanlar meydandaki on binleri görünce gözüne ışık tutulmuş tavşana döndüler. Oyunlara bozanlara, hepinize teşekkür ediyorum.
İspat, kanıt hiçbiri yok, sadece başkalarından duydum diyor ve bu şekilde İmamoğlu’nu tutukluyorlar. Bakın gizli tanık dediklerinin 55 tane suç dosyası çıktı. Tacizcilerden tanık ilan edip Ekrem Başkanı size yargılatmayız.
Buradan Ekrem Başkana ve bu diktatöre baş kaldırdığı için hücrelerinde ayrı ayrı yatanlara, Ekrem Başkana selam olsun. Saray rejimi artık çökmüştür, başaramadınız başaramayacaksınız.
Bunları destekleyenler iyi, karşı çıkanlar kötü. İşine gelince yerli ve milli işine gelmeyince marjinal örgüt. Kazanamadıkları belediyelere, barolara, diplomalara, şirketlere el koyuyorlar, alamadıkları mazbataya el koyuyorlar. Türkiye’de artık hangi kağıdın garantisi var? 3 günde tam 25 milyar dolar hep birlikte kaybettik. Bu maliyeti kendi üstüne almıyor, milletin üstüne yıkıyor.
Mehmet Şimşek, MASAK’a hazırlattığı darbe raporuyla bu darbenin parçası olmuştur. Bir otokratın tetikçisi olduğunu görmüştür. Mehmet Şimşek diye birinin bu ülkeye katabileceği bir şey artık yoktur. Şimdi çıkmış utanmadan Özgür Özel, Türkiye’yi dünyaya şikayet ediyor diyor. Bir ülkede demokrasi tehdit altındaysa dünya bununla ilgilenir. 15 Temmuz’u nasıl bütün dünyaya anlattıysam bu darbeyi de öyle anlatacağım. Geçmişin mağdurları şimdi olmuş zalim. Korkmuyoruz, sinmiyoruz.
Diyor ki siz basını tehdit edemezsiniz. Demişim ya Saraçhaneyi görmeyeni biz de görmeyeceğiz. Diyor ki efendim basın demokrasilerde boykot edilmezmiş. Yıl 2008-2009 Doğan Medya Grubunu boykota daveti bizzat başbakan sıfatıyla yapıyordu. Bugün sabah erkenden arayarak şunu söylüyorlar rtük ile tehdit ediliyoruz mitingi vermeye korkuyoruz. Şunu bileceğiz yeni boykot listesine geliyorum. TRT, CNN Türk, TGRT, A Haber, Beyaz TV Demirören ve Turkuvaz’ın medyalarını asla açmıyoruz.
Eğer bunların medyasında reklamlarınızı görürsek o ürünleri almayacağız. Bizden para kazanmak isteyen bunlara para kazandırmayacak. Yaklaşımımız asla ideolojik değildir. Bu kanallardan hangileri bu meydanı görürse eyvallah. TOGG’a boykot yapmıyoruz, destekliyoruz. Bizim bu ülkenin değerleriyle değil hırsızlarıyla sorunumuz var.
Bu firmaların içinde EspressoLab diye bir firma var. Bütün üniversitelerde küçük küçük kafeleri ele geçirip zincir kurup çok pahalıya kahve satarlarmış. Gençler bu isyanı duyurdular. Dün bize ulaşmaya çalıştılar dedikleri şu görüşelim ne yapmamız gerekiyorsa anlaşalım. Eğer üniversitedeki öğrencilerin gönlünü yaparsa, öğrenciler affederse o zaman yanıma gelirsin dedim.
Bu ülkeyi yönetenler eğer bu ülkeyi zerre kadar seviyorlarsa attıkları her türlü anti demokratik adımdan vazgeçmek zorundadırlar. Biz iktidarı devralmaya, yüzleri güldürmeye bugünden hazırız. Bunu yaparken en sağdan en sola kadar yeter ki bu ülkenin birliğiyle bütünüyle sorunu olmasın, barış istesin, bu ülkenin tüm değerlerini sahiplenmeye, hep birlikte yarınları inşa etmeye katkı sağlayacağız."
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2025 turkiyeuzayhaberajansi.com Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.